İnsanoğlunun yeryüzündeki en büyük arayışı sevilmek ve bir yere ait hissetmektir. İçimizdeki bu derin sevilme ihtiyacının en güzel cevabı El-Vedûd isminde gizlidir. El-Vedûd; yarattıklarını sonsuz bir şefkatle seven, onların iyiliğini isteyen ve aynı zamanda tüm varlıklar tarafından en çok sevilmeye layık olan demektir.
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın bağışlayıcılığı ile sevgisini şu ayette bir araya getirerek bize büyük bir müjde verir:
“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir (Vedûd’dur).” (Hûd Suresi, 90)
Allah’ın bir kulunu sevmesinin sadece göklerde kalmadığını, yeryüzüne nasıl yayıldığını Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle müjdeler:
“Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e: ‘Ben falanı seviyorum, sen de onu sev!’ diye seslenir. Cebrail de onu sever ve gök ehline: ‘Allah falanı seviyor, siz de onu sevin!’ diye nida eder. Gök ehli de onu sever. Sonra yeryüzündekilerin kalbine o kimse için bir sevgi yerleştirilir.” (Müslim)
Hayatımıza Yansıması: El-Vedûd isminin sırrına eren kişi, yaratılan her detayı “Yaratan’dan ötürü” sevmeyi öğrenir. Kalbindeki kin, haset ve öfke erir. Sevginin dünyayı iyileştirecek en güçlü manevi yasa olduğunu idrak ederek, etrafına samimiyet ve muhabbet tohumları eker.