Karun’un Hazinelerinden Modern Çağın Tüketim Çılgınlığına

images (6)
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günümüz dünyasında değerimiz, çoğu zaman ne giydiğimiz, hangi arabaya bindiğimiz veya hangi lüks mekânlarda fotoğraf paylaştığımızla ölçülüyor. İhtiyacımız olmayan şeyleri, sırf başkalarını etkilemek için borçlanarak alıyoruz. Bu bitmek bilmeyen “daha fazlasına sahip olma” hırsı, aslında insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biridir. Bu hastalığın tarihteki en meşhur sembolü ise Karun’dur.

Karun, Hz. Musa döneminde yaşamış, hazinelerinin anahtarlarını bile güçlü bir topluluğun zor taşıdığı kadar zengin bir adamdı. Ancak onun asıl sorunu zenginliği değil, o zenginliğin getirdiği “kibir” idi. İnsanlar ona “Allah’ın sana verdiği bu servetle ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma” dediklerinde, Karun’un cevabı bugünün seküler kibrini özetler nitelikteydi: “Bu servet bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi.” (Kasas Suresi, 78). Yani, “Ben çalıştım, ben kazandım, her şeyi kendi aklımla yaptım; kimseye hesap vermem!”

Bugün modern Karun’lar sadece devasa şirketleri yönetenler değildir. Kazandığı üç kuruş parayla etrafındakilere üstünlük taslayan, “benim markam, benim başarım” diyerek her şeyi kendinden bilen herkes bu hastalıktan bir parça taşır. Karun, devasa servetiyle birlikte yerin dibine geçirildi. Bugün de doymak bilmeyen tüketim arzularımız ve bitmek bilmeyen hırslarımız, ruhumuzu yavaş yavaş manevi bir yerin dibine çekmiyor mu?