Kusursuz Dengenin Peşinde: Bir Fizikçinin Uyanışı

thumb12
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üniversitede kuantum fiziği ve astrofizik üzerine çalışan Amerikalı akademisyen Arthur, yıllarca evrenin tamamen rastlantısal bir patlamayla oluştuğuna inanmıştı. Her şey bir denklemdi, matematikten ibaretti. Ancak bir gün, evrendeki “Hassas Ayar” (Fine-Tuning) üzerine çalışırken zihninde bir şimşek çaktı.

Yerçekimi kuvveti milyarda bir oranında daha güçlü olsaydı evren içine çökecek, daha zayıf olsaydı yıldızlar asla oluşmayacaktı. Tüm bu kusursuz matematiksel oranların “tesadüf” olması ihtimali, bir kasırganın hurdalıktan geçip arkasında çalışır durumda bir Boeing 747 bırakması kadar imkânsızdı. Arthur o gece laboratuvarda tek başınayken hayatında ilk defa gökyüzüne farklı bir gözle baktı. Bu muazzam sanatın bir Sanatkâr’ı olmalıydı. Arayışı onu İslam’ın tevhid inancına götürdü. Kuran’daki “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin…” (Mülk, 3) ayetini okuduğunda gözyaşlarına hakim olamadı. O gün, denklemlerin bittiği yerde teslimiyetin başladığını anlamıştı.