Modern çağın bize dayattığı en büyük hastalıklardan biri mükemmeliyetçilik ve her şeyi karmaşık hale getirme çabasıdır. İş hayatında, aile ilişkilerinde ve hatta dini yaşantımızda bile sürekli bir şeyleri zorlaştırmaya, aşılmaz kurallar koymaya meyilliyiz. Oysa İslam’ın ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayat felsefesinin temelinde şu muazzam ve sade ilke yatar:
“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” Kaynak: Enes bin Mâlik (r.a.) ve Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den (r.a.) rivayet edilen bu muteber hadis-i şerif; Sahîh-i Buhârî (İlim 11, Edeb 80), Sahîh-i Müslim (Cihâd ve Siyer 6, Hadis No: 1732), Sünen-i Ebû Dâvûd (Edeb 17, Hadis No: 4835) ve Sünen-i Nesâî‘de (Biat 26) ortak olarak kayıt altına alınmıştır.
Sadece birkaç kelimeden oluşan bu hadis-i şerif, aslında eşsiz bir pedagojik yaklaşımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu talimatı, Muaz bin Cebel ve Ebu Musa el-Eş’ari’yi Yemen’e gönderirken özellikle vurgulamıştır. Birine bir şey öğretirken, bir hatayı düzeltirken veya İslam’ı anlatırken kullanılan dilin ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Çevremizdeki insanları sürekli korkutarak, hatalarını yüzlerine vurarak veya onlara altından kalkamayacakları manevi/maddi yükler yükleyerek hiçbir yere varamayız. Nefret ettirmek ve uzaklaştırmak en kolayıdır; asıl ustalık, sevdirerek ve umut aşılayarak (müjdeleyerek) kalpleri kazanabilmektir.
Bugün Hayatımıza Nasıl Yansıtırız? Bu hadisi sadece dini bir kural olarak değil, bir “yaşam stili” olarak benimsemeliyiz. Eşinize karşı beklentilerinizde kolaylaştırıcı olun. Çalışanlarınıza veya iş arkadaşlarınıza işi yokuşa sürmek yerine çözüm odaklı yaklaşın. Çocuğunuza nasihat ederken onu yargılayarak dinden veya doğrulardan soğutmak yerine, güzellikleri göstererek teşvik edin. Unutmayalım ki, insanlara dünyayı zindan eden bir yaklaşım, rahmet peygamberinin sünnetinden oldukça uzaktır.